Ramazân-ı Şerîf’in faziletleri ve manevi sırları, mümin gönüller için saymakla bitmeyecek kadar kıymetlidir. On bir ayın sultanı olan bu mübarek ay; rahmetin, mağfiretin ve bereketin adeta yeryüzüne indiği eşsiz bir zaman dilimidir. Bu nedenle Ramazân-ı Şerîf’in değerini bilmek ve bu ayı bilinçli geçirmek büyük bir kazançtır.
Öncelikle şunu bilmeliyiz ki Ramazan yalnızca aç kalmak değildir. Aksine; nefsi terbiye etmek, sabrı öğrenmek ve kalbi arındırmak için ilahi bir fırsattır. Ayrıca Kur’ân-ı Kerîm bu ayda indirilmeye başlanmıştır. Dolayısıyla Ramazân-ı Şerîf’in manevi iklimi diğer aylardan çok daha üstündür.

Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) Müjdeleri
Muhammed (S.A.V.), Ramazân-ı Şerîf’in faziletleri hakkında pek çok müjde vermiştir. Nitekim şöyle buyurmuştur:
“Her kim Ramazân-ı Şerîf ayında bir zikir meclisinde hazır bulunursa, Allah Teâlâ o kimsenin attığı her adıma bir ibadet sevabı yazar ve kıyamet gününde benimle beraber Arş-ı A’lâ’nın altında olur.”
Bununla birlikte cemaatle namaza devam edenler için büyük mükâfatlar vaat edilmiştir. Aynı şekilde anne-babaya iyilik eden, fakire yardım eden ve sadaka veren kimseler bu ayda kat kat sevap kazanır.
Hz. Enes (R.A.)’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:
“Her kim Müslüman kardeşinin ihtiyacını gidermek için yürürse, dönünceye kadar attığı her adıma yetmiş sevap yazılır ve yetmiş günahı silinir.”
Görüldüğü üzere Ramazân-ı Şerîf’in faziletleri yalnızca oruç ibadetiyle sınırlı değildir. Bilakis; iyilik, merhamet ve paylaşma bu ayda daha da kıymet kazanır.

Ramazân-ı Şerîf’in Manevi Sırları Nelerdir?
Peki bu mübarek ayın manevi sırları nelerdir?
1. Ramazân-ı Şerîf’in Nefsi Terbiye Etme Hikmeti
Açlık ve susuzluk sayesinde insan sabrı öğrenir. Böylece nefsini kontrol etmeyi başarır. Bu durum, ruhî olgunlaşmanın temelidir.
2. Ramazân-ı Şerîf’in Kalbi Arındırma Sırrı
Ramazan boyunca yapılan ibadetler, istiğfar ve dualar kalbi yumuşatır. Özellikle Kur’ân tilaveti gönlü huzurla doldurur.
3. Paylaşma Bilincini Artırması
Zengin ile fakir arasındaki mesafe azalır. Çünkü oruç tutan kişi, ihtiyaç sahibinin hâlini daha iyi anlar. Bu nedenle sadaka ve infak bu ayda ayrı bir önem taşır.
4. Toplumsal Birlik Oluşturması
İftar sofraları, teravih namazları ve sahur vakitleri toplumda kardeşlik bağlarını güçlendirir.
Peygamber Efendimiz’in Ramazan Hassasiyeti
Resûlullah (S.A.V.) Ramazan ayı girdiğinde esirleri serbest bırakır ve isteyen herkese ihsanda bulunurdu. Bu durum bizlere, Ramazân-ı Şerîf’in cömertlik ayı olduğunu göstermektedir.
Ayrıca iftar vaktinde şu duayı okurdu:
“Zehebe’z-zameü vebtelleti’l-urûku ve sebete’l-ecru inşâAllahü Teâlâ.”
(Susuzluk gitti, damarlar ıslandı ve sevap inşâAllah hâsıl oldu.)
Bu Mübarek Ayı Nasıl Değerlendirmeliyiz?
Öncelikle Ramazân-ı Şerîf’in kıymetini bilmeliyiz. Çünkü bu ayda yapılan her salih amel kat kat sevapla karşılık bulur.
Bu sebeple:
- Terâvih namazına devam etmeliyiz.
- Kur’ân-ı Kerîm hatmi yapmalıyız.
- Sadaka ve yardımlaşmayı artırmalıyız.
- Anne-baba ve akrabalarımızı gözetmeliyiz.
Aksi halde bu ayı dağınık geçirmek, senenin tamamını da dağınık geçirmeye sebep olabilir. O hâlde Ramazân-ı Şerîf’in faziletleri ve manevi sırları üzerine tefekkür ederek bu ayı fırsata çevirmeliyiz.
Sık Sorulan Sorular
Ramazân-ı Şerîf’in en büyük fazileti nedir?
Kur’ân-ı Kerîm’in bu ayda indirilmiş olması ve orucun farz kılınması en büyük faziletlerindendir.
Ramazan ayında yapılan iyilikler neden daha değerlidir?
Çünkü bu ay rahmet ve mağfiret ayıdır. Dolayısıyla yapılan ameller kat kat sevap kazanır.
Teravih namazı farz mıdır?
Hayır, sünnet-i müekkededir. Ancak büyük sevap vesilesidir.
